Koç Holding birimlerinin bir arada toplandığı Nakkaştepe Tesisleri 23.219 m² olan bir arazi üzerinde yer almaktadır.
Nakkaştepe Tesisleri, Osmanlı hanedanı damatlarından Mehmet Şerif Paşa tarafından malikane olarak 19. yüzyılın sonunda inşa edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında çıktığı tahmin edilen bir yangın ile büyük çapta hasar gören kompleks 29 Kasım 1978'de Koç Topluluğu tarafından alınmış, 1984 yılında merhum Prof. Sedad Hakkı Eldem'in arşivinden yararlanılarak daha önce aynı yerde bulunan Mehmet Şerif Paşa Konağı'nın aynı şekli ile inşaatına karar verilmiştir. Nakkaştepe Tesisleri aslına sadık kalınarak; Harem, Selamlık, Ağa Dairesi, Hamam, Ahırlar, Arabacı Başı Binasından müteşekkil Mehmet Şerif Paşa Konağı restitüsyon projelerine göre ihya edilmiştir.
30 Mayıs 1986 Cuma günü temeli atılan kompleks Garanti İnşaat A.Ş tarafından 2 yılda tamamlanmıştır.
Koç Holding Fındıklı'da ki binasından yeni tesislerine 12 Eylül 1988'de taşınmış ve faaliyetlerini bu tarihten itibaren burada sürdürmektedir.
19. yüzyıldan kalma bir Osmanlı yapısı olan Mehmet Şerif Paşa konağı 1984 yılında aslına sadık kalınarak restore edilmiş olmasından dolayı 31 Ocak 1991 tarihinde Hollanda'nın Lahey kentinde açıklanan "Europa Nostra" Ödülü'ne layık görülmüştür.
Çeşitli Avrupa ülkelerinde 200'ü aşkın tarihi ve kültürel mirası koruma kuruluşunun meydana getirdiği Europa Nostra Federasyonu, önemli eski yapıların başarılı restorasyonlarını veya bu yapıları ilginç yeni kullanım alanlarına açan projeleri ödüllendirmektedir.
Koç Holding A.Ş. Nakkaştepe Tesisleri'nde başlıca altı bina bulunmaktadır.
Eski Harem Binası (Vehbi Koç Binası)
Eski Selamlık Binası (Başkanlar Binası)
Eski Ağa Dairesi (Yemekhane)
Eski Hamam Binası (Stratejik Planlama Koordinatörlüğü ve Yapı Kredi Bankası Nakkaştepe Şubesi)
Eski Ahırlar Binası (Genel İdare Binası)
Eski Arabacı Başı Binası (Tesisler Binası)
Koç Holding binaları tarihe ve geleneksel mimarimize sadık kalarak geçmişin mirasını koruyan özelliklere sahiptir. Bu amaçla tarihi Mehmet Şerif Paşa Konağı aslına uygun olarak restore edilirken teknolojinin de en son nimetlerinden faydalanılmış ve sonuçta eski-yeni bütünlüğü başarılı bir şekilde yaratılmıştır.
Bu eserin meydana getirilmesinde büyük katkıları olan Merhum Prof. Dr. Sedad Hakkı Eldem'e şükran borçluyuz.