Koç Holding'in değerli yatırımcıları, değerli iş ortaklarımız ve çalışanlarımız,
2010 yılını, yüksek kamu borçlarının zincirleme olarak ülke krizine dönme tehlikesi ve gelişmiş ülkelerdeki durgunluğun ikinci bir dip ihtimalini gündeme getirmesi nedeniyle olumsuz beklentilerle karşıladık. Ancak korkulan olmadı. Gelişmiş ülkeler, istenilen büyüme rakamlarına ulaşamasa da çift dipli resesyonu yaşamadı. Olumlu bir tablo çizmeyen gelişmelere rağmen dünya ekonomisi, tahminlerin üzerinde, yüzde 5 büyümeyi başardı. Bu başarıda hiç kuşkusuz, Çin, Hindistan ve Brezilya’nın başı çektiği gelişmekte olan ülkelerin önemli bir rolü var.
Öte yandan, Türkiye ekonomisi, dünyadaki gelişmelere, özellikle de yanı başındaki Avrupa’da yaşanan sıkıntılara rağmen 2010’u yüzde 9’a yakın bir büyümeyle kapattı. Türkiye’nin ekonomik performansı uluslararası arenada hayranlıkla izlendi. BRİC ülkeleri olarak adlandırılan ve hızla gelişen ülkeler olarak sayılan Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’e “büyüyen piyasalar” olarak tanımlanan Türkiye, Endonezya, Güney Kore ve Meksika’nın eklenmesi gündeme geldi.
Hiç kuşkusuz bu olumlu tabloda, 2001 krizinin ardından, banka ve reel sektörün bilançolarının güçlendirilmesinin, verimlilik ve esnekliklerinin artırılmasının büyük rolü var. Bu sayede, 2010 yılının başında, küresel ekonominin krizden çıkış işaretleri vermeye başlamasıyla birlikte, ülke ekonomimiz de hızla toparlandı.
Türkiye, bu olumlu mirasın etkisiyle 2011 yılına da yüksek bir büyüme ivmesiyle giriyor. Ülkemizin olumlu performansını sürdürmesini bekliyoruz ancak dış dinamiklerin etkisini de göz ardı etmek gerekiyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da petrol ve emtia fiyatlarının yukarı doğru hareketlenmesine yol açabilecek gelişmelerin de dikkatle takip edilmesi gerekiyor.
Ortadoğu’daki en büyük ve en hızlı büyüyen ekonomi olarak Türkiye’nin, bölgede yeni ortaya çıkacak hükümetler için alternatif modeller sunmada belirleyici bir rol oynayacağı söyleniyor. Bu da Türkiye’nin bölgesindeki konumunu daha da güçlendirecek bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan Türkiye’nin ekonomik performansı ile de tüm dünyada ilgi çekmeye devam edeceğini söyleyebiliriz. İlk altı ayda, tüketici güveninin yüksek, iç tüketimin hareketli, yatırımların devamlılık taşıdığı bir ekonomik ortam öngörüyoruz.
Koç Topluluğu olarak, doğru bir analiz ve doğru bir konumlandırma ile stratejilerimizi oluşturuyoruz. Bu sayede, gerek son yıllarda izlemekte olduğumuz odaklanma stratejimizle, gerek konjonktürel olarak aldığımız önlemlerle, gerekse yenilikçi ve yaratıcı uygulamalarımızla kriz sürecinden güçlenerek çıkmayı başardık. 2010’da da başarılı sonuçlar elde ettik.
Her zaman olduğu gibi Koç Topluluğu olarak başarımızı perçinleyen, bulunduğumuz konumu koruyup geliştiren temel yapı taşı, en üst seviyede sahip olduğumuz dayanışma ruhu olmuştur. Koç Topluluğu, faaliyette olduğu her sektörde, her zaman “bir numara” olmak ve “birliğini” yani iç sinerjisini en yüksek seviyede gerçekleştirmek suretiyle daima başarılı sonuçlar elde etmiştir.
85. yılımızı kutlayacağımız 2011’de de bu vasıflarımıza her zamankinden daha fazla sahip çıkarak başarımızı perçinleyeceğiz. Küresel arenadaki konumumuzu üst sıralara taşımak ve başarımızı artırmak üzere, inovasyonu rekabet gücü haline getirmeye, mevcut pazarların bize sağladığı avantajları değerlendirirken, alternatif pazarları ihracat haritamıza katma çabalarımıza azami önem vereceğiz. Elbette fırsatları değerlendirme konusunda da her zamanki gibi doğru adımlarla ilerleyeceğiz. 2011’de yatırımlarımızı bu planlar çerçevesinde sürdürürken, verimliliği ihmal etmeden, maliyetleri kontrol altında tutmaya ve daha fazla öz kaynak yaratabilmeye yoğunlaşacağız.
Koç Topluluğu olarak, kurucumuz merhum Vehbi Koç’un yerleştirdiği, “Ülkem varsa, ben de varım” anlayışı çerçevesinde, ticari alanda elde ettiğimiz başarıları, sosyal sorunların çözümünde bir kaldıraç etkisi yaratan kapsamlı çalışmalarla destekleyerek ülkemize, çalışanlarımıza ve hissedarlarımıza değer yaratmaya devam edeceğiz.
Saygılarımla,
Mustafa V. Koç